Her telden WordPress.com site

Kadın;)

Amerika’da bazı kadınların istedikleri model ayakkabıları giyebilmek için 5.parmaklarını kestirdiklerini ve  daha yüksek topuklu ayakkabı giydiklerinde ağrı yaşamamak içinde topuklarına silikon yaptırdıklarını biliyor muydunuz?

 

Google Art Project

 Müzelere tek tek giriyorsun, hem de her müzedeki sanat eserlerine.

Google, yeni hizmetiyle dünyanın en önemli müzelerini tüm ayrıntılarıyla internet kullanıcılarına sunuyor. Google Art Project

adıyla faaliyete giren projede, 17 müzeyi içerisindeki eserlerle birlikte görme imkanına sahipsiniz. Google Earth hizmeti ile dünyanın

dış yüzeyini internet ortamına aktarmayı başaran Google, bu hizmet ile binaların içine kadar girebileceğini bizlere gösteriyor.

Google Art Project sitesini ziyaret etmek için

Enter to google art prj and visit  17 museums around the world

 

http://www.googleartproject.com/

 

(ALINTI)

BİR DOST TAVSİYESİ
DENEMEKTE FAYDA VAR. NASIL OLSA ZARARI YOK…..

Yıllarca yoğun kemik erimesi tedavisi görürken, devlet bunun ilaçlarını vermeme kararı aldı biz emeklilere.

Bu arada ben yoğurdu çok çok sevdiğim için ve rejim olsun diye her akşam yemek yerine bir kase yoğurt yemeye başladım.

Ancak öylece yemek değil; içine bir avuçta çok sevdiğim naneden ve biraz da z.yağı ile pul biber koyarak ve içine bir de peksimet doğrayarak.

Geçen sene kemik ölçümü için verilen tarihte dispansere gidip tahlil ve mr’ larımın çekiminden sonra doktor, kemik erimesinin sızıntıya dönüştüğü yani hızlı erimenin neredeyse durur gibi olduğunu söyledi ve bana ne kullandığımı sordu, ben de hiçbir şey sadece bol naneyle karışık yoğurtyediğimi söyledim;

Doktor:” – Nane ile yoğurdun birleşmesiyle doping yapmışsınız…” dedi.

Şimdiyse, her kadın hastaya “Kür olarak haftanın her günü böyle yoğurt yiyeceksiniz ilaç gibi…” diye tembih ediyormuş.

Benden söylemesi. Denemekten zarar gelmez. Ancak unutmamalı ki yoğurdun içinde mutlaka bolca KURU NANE olacak…

Sağlıklı bir yaşam dileklerimle.



SPOR en etkili ama cok zor diyorsaniz eger Bulmaca cözün bulmaca cözmek beynini calistirimis insanin. Insanin beynide en cok yakan kaslardan biriymis.

Öyle aç kalarak zayıflayamazsın, kıçını kaldır, günde en azından çok hızlı tempoda bir saat yürü.

Çok üzgünüm ama “ben sporumu yaptım artık yediklerimi yakıyorum” mantığında bir insansanız ben sizle iki kelam etmem! sebze ve meyvayı hayatının başucuna koy! kızarmış, salamura, çok şekerli ve en önemlisi dışarda hazır olarak bulunan yemeklerden kaçın!

Kola, meyva suyu, gazoz, şalgam suyu zart zurt bütün hazır içeceklerden uzak dur

Kalori hesabı yapma, zayıflarken aklını korumaya çalış!

Zayıflarken sarkacak olan yerlerinden sen sorumlusun! Spor salonuna gidecek pozisyonda değilsen evde egzersiz yap. Zayıf ama pörsümüş olmak şişman ve diri olmaktan daha iğrençtir

Pakette satılan bisküvi, kek, turta vs. katiyen uzak dur kalori patlaması yaparlar.

Zayıflama sürecinde sana büyük gelmeye başlayan bütün kıyafetlerini at, yeni alacaklarını bir beden küçük al. Kısa süreli çıplaklık Zayıflama süreceni hızlandıracaktır.

Yemek stilini birden değiştirme, 5 kilo verip 12 kilo geri alırsın. İki çeşit yiyorsan bir çeşide indir, büyük porsiyon yiyorsan ufakla değiştir.

Yok tavuklu salata, bonfile ızgara falan entel dantel işlere girişme. Ne yiyorsan devam et sadece azalt.

Günlerde, davetlerde almıyım ben rejimdeyim ayakları yapma. Tabağını hazırla ama abartma. Ertesi gün cezanı kendi ellerinle ver. 2 saat yürüyüş bir gün öncesi için iyi bir ceza olabilir.

1 km uzaklıktaki yerlere taksiyle gitme, kıçını kaldır, 2 durak önce in yürü!

Ben her gün metroya biniyorum, yürüyen merdivenin yanında bi de manuel merdiven var. Ben 4-5 yıllık metro kariyerimde daha manuel merdivene binen insan görmedim falla..

Ben bi kere yürüdüm de manuel merdivenden, nası kınadılar anLatamam..Az daha beni bakışlarıyla şeedeceklerdi, bakireyim dedim de zor kurtuldum..

Tatlı yeme, spor yap , gece geç saatlerde yemek yeme ,tabağını salata ve sebzelerle doldur.

Etkisiz gibi görünen yöntemleri kullan. Ben çay şekeri dışında tatlı nerdeyse hiçbirşey yemem prensip olarak öte yandan da kilo almak için ne bulursam yerim ama olmuyor 70 kiloyu geçemiyorum ne yaptıysam olmadı:p

Can boğazdan gelir ben halimden memnunum ye tatlıyı doğur atlıyı gibi insanı yemek yemeye sevkeden cümleleri aklınızdan silip yerine:azıcık aşım, kaygısız başım felsefesini az yemek gerektğine yorumlayarak; hayatınızda uygulayın farkı siz de göreceksiniz.
Yemezsen arkandan ağlar şu kadar çocuğun olur bu kadar günah olur gibi dayatmalarla büyüyen Türk insanlarını öncelikle psikolojik olarak hazırlamak gerekir. Zayıflamanın değil sağlıklı ve formda olmanın önemi anlatılır. Ama ne de olsa bunları önemsemiyecekleri için, mide küçültme ameliyatı en etkilisidir.

Yemek için değil, yaşamak için yemek…

Bir arkadaş tarafından yaklaşık 2 aydır uygulanmakta olan ve işe yaradığı gözlenen uygulamadır;

Su ve lahana tek bir kaba konarak kaynatılır ve içilir. İğrenç ama çok etkiliymiş.

”Netten derlenmiştir..  ”

Plaketli Beyoğlu Hatıratı
İstanbul’un ilk gece kulüplerinden “Serkldoryan”, Mehmet Akif Ersoy’un son nefesini verdiği “Mısır apartmanı” ve Jön Türkler’in buluşma yeri “Hacopulo pasajı” gibi birçok tarihi bina, dikkatli gözler için Beyoğlu’nu bir açık hava müzesine dönüştürüyor.
Beyoğlu Belediyesi, geçen yıl başlattığı “Beyoğlu’nun Belleği” adlı projeyle, tanınmış sanatçı ve yazarların yaşadığı evleri, toplumsal hayatta iz bırakmış lokanta, kafe, sinema, tiyatro, müzikhol ve stüdyoların olduğu ancak şimdi birçoğu başka amaçlarla kullanılan binaları belirleyerek, cephelerine o binaların tarihiyle ilgili bilgilendirici plaketler çakıyor.Proje, görkemli kültürel yaşamı ile eski Beyoğlu’nu gözünde canlandırmak isteyenler için İstiklal Caddesi’ni açık bir müze haline getiriyor.
Proje, görkemli kültürel yaşamı ile eski Beyoğlu’nu gözünde canlandırmak isteyenler için İstiklal Caddesi’ni açık bir müze haline getiriyor.
Beyoğlu’nda bugün başka amaçlarla kullanılan mekanlar, bir dönem tiyatro, sinema, opera ve müzikholleri ile entelektüellerin buluşma mekanlarıydı.Beyoğlu’nda bugün “Elhamra Han”da İstanbul’un en görkemli sineması “Elhamra Sineması”, Attila İlhan Kültür Merkezi’nin olduğu yerde 1896’da halka açık ilk sinema gösterisinin yapıldığı “Sponeck Birahanesi” bulunuyordu.
Ünlü “Çiçek Pasajı”nın yerinde de İstanbul’un ilk tiyatrolarının sergilendiği tarihi “Naum Tiyatrosu” vardı. Adını işletmecisi Mihail Naum’dan alan tiyatro, tanzimat döneminin önemli tiyatro olaylarına sahne oldu.
1844’te “Theatre de Pera” adıyla açılan tiyatroda sahnelenen ilk yapıt “Lucrezia Borgia” adlı bir opera oldu.
Ahşap yapı, çıkan bir yangın sonucu yanınca tekrar inşa edilerek 1849’da “Theatre Italien Naum” adıyla yeniden açıldı. 1870’te büyük Beyoğlu yangınıyla tamamen yanan tiyatronun yerine o zaman “Hristaki Pasajı” olarak bilinen bugünkü “Çiçek Pasajı” yapıldı.
Cumhuriyet döneminde ise “Çiçek Pasajı”nın girişinde açılan “Degüstasyon Lokantası”, dönemin yazar ve sanatçılarının uğrak yeriydi.
Yahya Kemal, Ahmet Haşim, İbrahim Çallı, Abidin Dino, Burhan Toprak ve Elif Naci gibi sanatçılara bu mekanda çok sık rastlanırdı. Mekan Orhan Veli’nin “Canan ki Degüstasyon’a gelmez, balık pazarına hiç gelmez” dizelerine de konu olmuştu.
Bugün “Darty Mağazası” ve “Robert’s Cafe”nin bulunduğu binada sanatçıların ve yazarların uğrak yerlerinden tarihi “Lebon” ve “Markiz Pastanesi” bulunuyordu.
19. yüzyılın ikinci yarısında açılan ve Fransız “Café” türünün ilk örneği olan “Lebon Pastanesi”, Namık Kemal ve Ziya Paşa’dan başlayarak Servet-i Fünuncular, Fecr-i Aticiler ve daha sonra çağdaş edebiyatçıları ağırlayan başlıca yerdi.
1890’larda “Lebon” karşı köşeye geçti, onun yerinde “Markiz Pastanesi” açıldı. O dönem “Markiz”, Abdülhak Şinasi Hisar, Edip Hakkı Köseoğlu, Celal Sılay ve Ragıp Sarıca gibi yazarların 5 çayına gittikleri, iş konuşmalarını gerçekleştirdikleri bir kulüp gibiydi.
Bugün hala yerinde olan “Rejans Lokantası” da Beyoğlu’nun tarihi mekanları arasında bulunuyor.
Bolşevik devriminden kaçıp İstanbul’a gelen general, kont, dük ve baronların birahane, bar ve lokanta açtıkları dönemde açılan “Rejans”, Rus ve Avrupa mutfaklarına ait zengin bir menüye sahipti.
Buraya yalnızca yazarlar değil, dönemin önde gelen siyasetçileri, bürokrat ve gazetecileri de giderlerdi.
Bugün Garanti Bankası’nın yerinde bulunan “Nisuaz (Niçioise) Pastanesi” ise Orhan Veli, İbrahim Çallı, Necip Fazıl, Sait Faik, Bedri Rahmi, Sadri Esad Siyavuşgil ve Ahmet Hamdi Tanpınar gibi tanınmış yazarların uğrak yeriydi.
Beyoğlu’nun en gözde tarihi mekanlarının başında hiç kuşkusuz “Mısır apartmanı” geliyor.
Abbas Halim Paşa’nın isteği üzerine mimar Hovsep Aznavuryan’a kışlık konak olarak yaptırılan binada, ihtişamlı balolar verilir, önemli toplantılar yapılırdı.
Paşanın varisleri tarafından apartmana dönüştürülen binaya, daha sonra Hollywood yıldızı Virginia ile evli olan Hayri İpar ve ailesi yerleşti.
Ünlü şair Mithat Cemal Kuntay da burada hayata veda etti. “Mısır Apartmanı” ayrıca Fuat Şemsi İnan’a, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün dişçisi Musevi asıllı Sami Günzberg’e de ev sahipliği yaptı. Atatürk’ün de dişçisinin muayenehanesinin burada bulunması dolayısıyla apartmana geldiği biliniyor.
Günümüzde film festivallerinin bir numaralı ev sahibi Beyoğlu, bu özelliğini de geçmişten alıyor. Birçok sinema salonunun bulunduğu İstiklal Caddesi’nde bugün L.C Waikiki Mağazası’nın olduğu binada “Şark Sineması”, Akbank İstiklal Şubesi’nin yerinde “Şık Sineması” ve “Cinema Palace”, ING Bank binasında “Rus-Amerikan Sineması”, Centro Mağazası binasının yerinde “Yıldız Sineması”, şu anda kapalı olan Megavizyon Mağazası’nın yerinde ise “Lale Sineması” vardı.
İstanbul’un en eski gece kulüplerinden “Serkldoryan” diye bilinen “Cercle d’Orient”ın bulunduğu bina da proje kapsamında plaket çakılacak önemli tarihi binalar arasında bulunuyor.
1880’li yıllarda Abraham Paşa tarafından ünlü mimar Alexsandre Vallaury’e yaptırılan bina, 1882 yılından itibaren İstanbul’un en eski kulüplerinden biri olan “Serkldoryan’a (Cercle d’Orient)” ev sahipliği yaptı.
Binanın girişinde bulunan kulübün üyelerinin çoğunluğu levanten, azınlık ya da yabancı uyruklulardan oluşuyordu ve şehrin ileri gelen zenginleriydi.
İstiklal Caddesi ile Yeşilçam Sokak’ın kesiştiği noktada 4 bin 103 metre kare arsaya ve 9 bin 873 metre kare net kullanım alanına sahip bina hala caddenin en büyük binası konumunda bulunuyor.
Beyoğlu Belediyesi tarafından “Beyoğlu’nun Belleği’ ’projesi kapsamında bilgilendirme plaketi çakılacak diğer tarihi binalar ise “Anadolu Hanı ve Pasajı”, “Tokatlıyan Oteli”, “Turkuvaz Lokantası”, “Bonmarşe”, “Karlamann Pasajı” ve “Şark Pasajı” diye bilinen Odakule, Apoyevmatini gazetesi ve İstanbul gazetesine ev sahipliği yapan “Suriye Pasajı” yer alıyor.
Türk edebiyatının önemli kalemlerinden yazar Ahmet Hamdi Tanpınar’ın 1944-1951 arasında bir süre kaldığı “Narmanlı Yurdu” da plaket çakılacak diğer önemli binalar arasında bulunuyor.
1831 yılında inşa edilen ve 1880 yılına kadar Rusya Büyükelçiliği olarak kullanılan bina, 1914’e dek Rus hapishanesi olarak kullanıldı.
Daha sonra Narmanlı ailesinin mülkü olan bina, aile tarafından sonraki yıllarda stüdyo ve konut olarak kullanıldı, oda oda kiraya verildi.
Binada Aliye Berger, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Bedri Rahmi Eyüboğlu başta olmak üzere birçok yazar ve sanatçı kaldı.
“Narmanlı Yurdu”nun karşısında “Botter Apartmanı” da dönemin önemli mekanlarından biriydi. Tünel’de İsveç Büyükelçiliği’nin hemen yanında restore edilmek üzere bekleyen apartman, 19. yüzyılda İstanbul’a göç eden Hollandalı terzi Jean Botter tarafından yaptırıldı.
Osmanlı üst tabakalarınca çok tutulan ve çok zenginleşen Botter, söylenenlere göre Sultan Abdülhamid’in özel terzisiydi. Botter’in o günlerin gözde mimarı Raimondo D’Aronco’ya yaptırdığı apartman 1890’ların Art Nouveau akımının bir örneği olarak hala duruyor.
Beyoğlu’nun en özellikli pasajlarından biri olan ve 1871’de yapılan “Hacopulo Pasajı”, tüccar Hacopulo’ya aitti. Pasaj yapıldığı günden beri iplikçi, ibrişimci, düğmeci, şapkacı, terzi türünden ticaret ve sanat erbabını bir arada barındırdı.
Üst katları konut olarak kullanılan pasajın 13 numaralı dükkanında Ahmet Mithat Efendi matbaası vardı. Namık Kemal’in İbret gazetesi de bu matbaada basılırdı. Dolayısıyla “Hacopulo Pasajı”, bir dönem Jön Türkler’in buluşma yeri olmuştu.
Pasajda bulunan Çuhacıyan’ın opera tiyatrosu geçen yüzyıl sonundaki önemli kültür merkezlerinden biriydi. Ünlü fotoğrafçı Ara Güler’in babası Dacat Güler’in eczanesi de bu pasajda 38 numaradaydı. Pasaj, İstiklal Caddesi ile Meşrutiyet Caddesi’ni birbirine bağlayan üç ana yapıdan oluşuyor.
Beyoğlu Belediyesi, proje kapsamında fotoğraf tekniğinin bulunduğu ve yaygınlaştığı yıllarda İstanbul’daki ilk açılan fotoğraf stüdyoları ile İstiklal Caddesi’nin Taksim Meydanı’na bakan tarafında yer alan İstanbul’a su taşıyan Taksim Maksemi gibi birçok mekana daha bilgilendirme plaketi çakacak.

Belki de bağırsaklarınızda yaşayan milyarlarca bakteriden bir haber olmak istiyorsunuz.Ama olamazsınız.Onlar varlar ve sizinle birlikte yaşıyorlar.

 

Zaman zaman sizi rahatsız eden durumlarda probiyotik dediğimiz şeylerden almak aslında sağlıklı kalmanızı sağlayan tek çözüm.

 

Sizin bakterileriniz arasındaki ilişkiyi mutlu mesut tutmanın yollarını bulup uygulamak sizin için daha az şiş bir karın demek.Bakterilerinizi mutlu etmek çok kolay.Tek istedikleri birazcık ışık.Onları güneşin olduğu yere götürebilir yada sahte ışığın olduğu yerlere taşıyabilirsiniz.Biraz şeker de onları mutlu

edecektir.Bu üç şeyi verin mutlu olsunlar.

Unutmayın bakteriler sizin bedava bodyguardlarınız.Arkadaş canlısı olmayan bakteriler vücudunuza girdiğinde onlarla savaşan bakteriler işte sizin bakterileriniz.Onlar savaşı kazandıkça siz sağlıklı kalacaksınız.Bu da sizin dış görünüşünüze pozitif yansıyacak.

 

Peki sizin bakterilerinizle olan ilişkinizi ne bozar? Muhtemelen aldığınız antibiyotikler.Antibiyotikler sizin vücudunuzdaki düsmanlarınızı öldürürken bakterilerinizi de öldürür maalesef.Bakterileriniz ölürse savunmanız çöker.Hazım yapmakta zorlanırsınız.Gaz denen şeyi hayatınıza dahil edersiniz.Sağlığınız bozulmaya başlar.Kötü bir hazım hastalık habercisidir.Savunması düşük bir vücut parazitlere ve istenmeyen organizmalara açık bir vücuttur.

 

Sadece antibiyotikler değil yediğiniz içtiğiniz birçok şeyde pestisit dediğimiz böcek kimyasalı bulunabilir yada klorin vardır bu da bakterilerinizi yavaş yavaş öldürebilir unutmayın.

 

İşte bu noktada probiyotikler devreye girer.Çünkü probiyotikler arkadaş canlısı bakterilerdir.İnsan vücudundaki sizi koruyan bakterilere benzerler.Arkadaş canlısı bakteriler dediğimiz bakterilerin çoğu Lactobacillus yada Bididobacterium grubundan gelir.Probiyotik alarak vücudunuzda olması gereken bakteri sayısını korursunuz ve  bu bakteriler sizi korumaya hazırdır.

 

Kefir dediğimiz şey bu anlamda en iyi probiyotiktir.Kremamsı yoğurt tarzı bir içecek olup vazgeçilmezler arasına girmelidir.Heleki günümüzün şu dünyasında.Vitamin ve mineral içerir.Son derece sağlıklıdır.

Özellikle kanser, Aids gibi hastalıklarla mücadele eden insanlar için önerilir.İnsanların uyuma problemlerine,depresyona faydalı olduğu gözlemlenmiştir.

Kefir diyip geçmeyin için.

Sibel Gökmen

Not:Naturalnews.com’da yeralan bir makaleden yararlanılmıştır.

COCO CHANELşöyle demiş:

“Rüküş giyinirsen elbiseni hatırlarlar, kusursuz

giyinirsen seni hatırlarlar”

ADIDAS VE PUMA

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Almanya’da bir kasaba Herzogenerauch’ta iki kardeş ayakkabı yapıp satmak üzere bir atölye açarlar; Adolph ve Rudolph Dassler.

Savaş sonrası Adolph, Rudolph’a artık birlikte çalışmak istemediğini, kendine ayrı imâlâthane açacağını söyler.Rudolph saşkındır. Ufacık kasabada iki kardeş ayrı imalathanelerde rekabet edeceklerdir. Kardeşine bunun mantıklı olmayacağını, bu ufak kasabada zaten insanların sayılı ayakkabı satın aldıklarını, ikisinin birden iflas edeceğini söylese de Adolph bu uyarıyı dikkate almaz ve kendine yeni bir ayakkabı imalathanesi açar. Gerçekten de aralarında kıyasıya bir rekabet başlar. Rekabetleri doğdukları kasaba sınırlarını dahi aşar. İki kardeş ayrıldıktan sonra birbirlerine küsmüşlerdir ve Adolph 1978 yılında öldüğünde tam 29 yıldır dargınlardır. Bugün iki firmanın genel merkezi de bu ufak kasaba Herzogenerauch’tadır.

Adolph Dassler’in ayakkabı şirketinin adı ADIDAS, Rudolph’un ki ise PUMA’dır.

İnternette chat yapmak uyuşturucu kadar tehlikeli!

Merhaba saygıdeğer Güzin Hanım; ben 50 yaşında, iki kız çocuğu babası, yüksekokul mezunu, halen devlet kadrolarında iyi bir konumda çalışan ve yakında emekli olmayı düşünen bir beyim.

Okumayı öğrendiğim günden bu yana ciddi bir Hürriyet gazetesi okuruyum ve tabii ki sizin de çok sıkı bir müdaviminizim. İnanın sizden çok şey öğrendim. Hayatıma çok katkınız oldu. Anneniz hanımefendiyi aratmayacak ustalıktaki kaleminizle, bugün kızı olarak aynı güzellikteki öğütlerinizle okurlarınıza yardıma devam ediyorsunuz. Ne mutlu…

Konumuz şu meşhur internet hastalığı.

Uzun zamandır internet üzerine yazdığınız yazıları hayret ve dehşetle okuyorum. İnsanlar resmen internet üzerinden aşık oluyorlar. Aşk acıları çekiyor, evlenmeye kalkışıyorlar. Ben de size başımdan geçen ve herkesin özellikle ders almasını istediğim internet maceramı anlatmak istiyorum.

Ben bir sitede hem kadın hem de erkek profili olmak üzere iki ayrı info düzenledim. Değişik kimlikler yarattım.

Bir yandan; 30 yaşında, çok yakışıklı, atletik yapılı, esmer, yüksek tahsilli hiçbir maddi problemi bulunmayan kendine ait evi, arabası ve işyeri olan bir erkek oldum.

Bir yandan da; 25 yaşında, kumral, yüksekokul mezunu, olağanüstü güzel, varlıklı bir ailenin tek kızı oldum.

İnanmazsınız belki, sanki bir anda yetmiş milyonun ablukasına alındım. Telefonlarını yazdılar, resimlerini gönderdiler. Erkekler iç güvey olmayı kabul ettiler, kızlar telefonda hüngür hüngür ağladılar ve benim için ölmeye dahi hazır olduklarını belirttiler. Oysa hiçbiri benim yüzümü görmemişti ve görmeleri de mümkün değildi. Zira 50 yaşımdayım; oyunun bir süre devam etmesini istiyordum. Telefon ettiğim kızlar ses tonumdan 50 yaşında olduğumu dahi anlamadılar. Kendilerini o kadar kaptırıyorlardı ki bana karşı derin aşklarını ifade etmekten, bana kul köle olmaktan başka akıllarında hiçbir şey yoktu.

Erkekler ise “Yeter ki telefon et, konuşma ama sadece sana olan aşkımı dinle” gibi akıl almaz yöntemlerle deliler gibi çırpınıp duruyorlardı.

Güzin Hanım, internet amacı doğrultusunda kullanılmadığı takdirde, gerçekten en az uyuşturucu ya da fuhuş batağı kadar tehlikeli.

İnanır mısınız her iki cinsten de, ta yaşadığım şehre kadar gelenler oldu. “Ne olur buluşalım, beni bir kez gör” diye ağlamaklı mesajlar yazıyorlardı. Bu yazdıklarım tamamen yaşadığım gerçekler.

Sizden ricam lütfen bu yazımı yayınlayın. Herkes aklını başına alsın. Tahmin ediyorum ki çoğu kimse benim gibi sahte kimliklerle chat yapıyor. Ben gerçekten 30 yaşında ve yakışıklı bir delikanlı olsaydım, birçok genç kızın hayatı kararmıştı.

Gençlerimize sesleniyorum. Aklınızı başınıza alın, internet sanal bir ortam. Burada herkes yakışıklı, herkes olağanüstü güzel. Varlıklı olmaları da cabası. Burası film seti gibi toz pembe hayali bir mekan. Bunu unutmasınlar.

RUMUZ: DİKKATLİ OLMALI

*********************************************************
İnternette Sanal Aşklar ve Kadın Erkek İlişkileri

 

Araştırmalar, internet arkadaşlığında kadınların erkeklere oranla daha samimi ve dürüst olduğunu gösteriyor. Nette her 10 erkekten 6′sı yalan söylüyor.

Sidney Üniversitesi Tatbiki İnsan Davranışları Bölümü tarafından İngiltere, ABD ve Avustralya’da yapılan bir araştırmada telefon ve internethatları üzerinden kurulan ilişkiler ele alındı. Araştırmaya göre dil, din, kültür ve ülke farkları on line arkadaşlıkta değişik davranış modellerine yolaçmıyor.
iliski 4886
Ama kadın ve erkek arasında önemli davranış farkları var. Kadınlar yüz yüze ilişkide nasıl davranıyorsa internet ilişkilerinde de aynı davranıyor. Erkekler ise çok daha içten pazarlıklı ve yalancı oluyor. İşte on line ilişkide kadın-erkek karşılaştırması:

- Erkekler internette dürüst davranmıyor. Hemen hemen hepsi evli olduklarını gizliyorlar. 10 erkekten 6′sı meslekleri, yaşları ve ekonomik durumları konusunda chat arkadaşlarına yalan söylüyor. Bir çoğu ancak yakalandıklarında yalanlarını itiraf ediyorlar.

- Kadınlar erkeklere oranla çok daha samimi. İnternette chat yapan kadın, yaşını, mesleğini ve ekonomik durumunu gizlemek ihtiyacını hissetmiyor. Kadınların tek gizlediği şey isimleri…

- Kadınlar yüz yüze söyleyemedikleri her şeyi on line ilişkide rahatça söylüyor. Eşleri ya da erkek arkadaşlarıyla ilgili sorunları, iş hayatları, ailesorunları, hayalleri, beklentileri vs…

- Erkekler on line arkadaşlarıyla tanışma konusunda kadınlara oranla daha cesur. Yaşları 18-35 arası değişen 3.000 erkekten % 70′i chat yaptığı kişi ile tanışmak istiyor. Kadınların sadece % 20′si chat ilişkisini yüz yüze tanışmaya kadar götürebiliyor.

- Düşünülenin aksine kadınlar yaşlarını da gizlemiyor. Kadınlar yardımseverlik açısından da erkeklere fark atıyor. Konuştuğu kişinin sorunlarını çözmeye çalışıyor. Önerilerde bulunuyor.

- On line ilişkide erkekler için seks, para ve menfaat önem taşıyor. Kadınlar daha maneviyatçı.

- Kadınlar on line ilişkide cinsiyet farkı gözetmiyor. Hemcinsleriyle de arkadaş olabiliyor. Oysa erkekler cinsellik içermeyen ilişkilere sıcak bakmıyor.

- Sonuç vermeyen, ete, kemiğe bürünmeyen ilişki erkeğe cazip gelmiyor. Erkekler cinsellik dışında, otomobil ve spor konusuna ilgili.

- İlk buluşma teklifi genellikle erkekten geliyor. 18-25 yaş arası kadınlar romantik arkadaşlık istiyor.

Bu yaş grubundaki erkekler ise seks peşinde. 30-45 yaş arasında evlilik problemleri öne çıkıyor. Kadınlar koca, erkekler macera arıyor. 45 yaşı geçince chat’a olan ilgi azalıyor.
(Alıntı)

http://www.istanbulcilingir.net/cilingir.html

CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK METABOLİZMA VE BESLENME BİLİM DALI BAŞKANI PROF. AHMET AYDIN:

Ben anne sütü dışında çocuklara süt içirilmesini
doğru bulmuyorum. En doğrusu ek gıdalara başlar başlamaz kendi yaptığınız yoğurdu, kefiri verin, ama sütü süt olarak içirmeyin. Sadece kutu sütleri değil, günlük sütleri de… Çünkü süt en alerjik gıdadır. Çocukta başta astım olmak üzere pek çok alerjik ve kronik hastalığa sebep olabilir…

Yazının devamı=http://haber.gazetevatan.com/Haber/417524/1/Gundem

**********************************************************************************************************

Süt’n allerjik bir besin oldugunu çok kişi bilmez.Kızım doğdugunda sütüm yetersiz olduğundan mama takviyesi yapmak zorunda kaldık.Bir süre sonra dışkısında kanama oldu ve hemen kontrol altına alındı 20 günlükken … Yapılan tetkikler sonucunda süt allerjisi olduğu belirlendi.8 ay boyunca Soya maması ile besledik.Benim Gastrit sorunum vardır uzun yıllardır. Hep süt tavsiye edildi. Midem her yandıgında kötü oldugunda süt içtim ve inanılmaz gaz sancıları ile acı çekiyordum,bu yüzden de sütten korkar hale geldim.Çok yakın tarihte süt allerjimin olduğunu ögrendim.Bir kaç yıldır Laktozsuz süt üretildi çok şükür,ancak tek bir firma çıkarıyor ve çok yaygın degil, insanlar süt allerjisinin varlığından habersiz olduğundan..

Marandafer..

Çin’ce isminizi dövme yaptırabilirsiniz mesela…

 

Harfler: A- ka * B- tu * C- mi * D- te * E-ku * F- lu * G- ji * H- ri * I- ki * J- zu * K- me *L- ta * M- rin * N- to * O-mo * P- no * Q- ke * R-shi * S- ari * T-chi * U- do * V- ru * W-mei * X-na * Y-fu *Z-zi

Herkes İsminin Çince Yazılışını Yazsın. 

Benim adım=lukushikafu :) )

Bu yazı http://www.gizemlikapi.com‘dan yürütüldü;)

Belki siz de benim gibi uzun zamandir kitap seslendirmeyi isteyip harekete gecemeyenlerdensiniz; belki de bu calismayi ilk defa duyup da sıcak bakacak olanlardansiniz.

Türkiye’nin pek cok yerinde uygulanabilecek bir ‘Ait’ Kampanyasi baslatmak istiyoruz.
Bu kampanya ile hem toplumumuzdaki görme engellilere fayda sağlamış hem de 2006′dan beri bu calışmalari gönüllü sürdüren SESLİ KİTAP GÖNÜLLÜLERİ grubuna da destek vermis olacagiz.

NASIL DESTEK OLABİLİRSİNİZ?

Isteyen bir kere kitap seslendirir, isteyen farkli kitaplar seslendirmeye devam eder, isteyen de kampanyanIn duyurusunu yayınlar.

Seslendirmeyi iki sekilde gerçeklestirebiliriz:
1-Bilgisayarınıza ses kayıt programı yükleyerek
2-Bu konuda yardımcı olacak belirli kütüphane ve kurumlara giderek

(Beyazıt kütüphanesinde ben kayıtlarımı yaptım mesela)

Seslendirme NASIL YAPILIYOR?
Deneme kaydının yapılıp onaylanmak üzere gönderilmesi
Listeler eşliğinde kitap seçimi
Sectiginiz kitabin onaylanması
(O kitabin herhangi bir yerde okunup okunmadığının araştırılması safhası)
Kitap okuma ve kayıt
Kayıt kontrol

Ses kayıt programı, internetten indirilebilen, ücretsiz, kullanımı yasal, basit bir program…
Kurulumu da kolay
İŞTE SİZE KAYIT MERKEZLERİ

1- Istanbul GETEM (Bogazici Universitesi Görme Engelliler Teknoloji Merkezi)
2- Istanbul Beyazit Devlet Kutuphanesi Görmeyenler icin Sesli Kitap Merkezi
3- Istanbul Bakirkoy Belediyesi Görme Engelliler Sesli Kütüphanesi
4- Izmir Turgok Görme Özurluler Kitaplığı
5- Antalya Tekelioglu Halk Kütüphanesi

TÜrkiye’nin her ilinde seslendirme merkezleri mevcut. Diger illerindeki merkezlere ulaşmak isteseniz yine bu gruplar yardımcı olabilecek.

Kampanyaya katilmak isteyenler isim, soyad ve ilinizi ait@aktifissizler adresine gondermenizi bekliyoruz.

Dilerim gormeyenler icin belki bir göz, belki sevgi dolu bir ses bir el olabiliriz…

Sevgiyle kalin,

(ALINTI)

SKG : web site: http://www.seslikitapgonulluleri.com

Mucidi, İstanbul’n en eski eczacılarından biri..Oğullarından biri kendi gibi eczacı diğer oglu ünlü bir dr..Bu sihirli formulü Türkiye ile aynı anda dünya ilaç sektörüne sokacaklar.Şu an a kadar 26 ülkede onay almış,bir yıldır klinik deneylerinde %  100 başarı sağlamış.Çok uzun yıllardır yerli yabancı siyasetçi,sanatçı ,vatandaşı bu sihirli formül sayesinde tamamen Basur denilen illet ten kurtulmuş.İlacı tek  yada maksimum iki kutu kullanmanız %100 sonuç için yeterli.Sevgili Mucidimiz le 1996 yılında karşılıklı evlerde komşu olmamız vesilesi ile tanıştım ve sayesinde yüzlerce insanı kendi aile fertlerim dahil MUCİZE FORMÜL sayesinde bu illetten kurtardık.Bu ilacı, çevrenizde Basur’la ilgili ciddi sorun yaşayan birinde deneyip gelişmeleri  gözlemliyebilir mucize ye tanık olabilirsiniz.

Toplumumuzda bir çok insan bu illeti çekiyor.Bunu dile getirmekte hala çekinenlar var.Bu acıyı çekmek bir kader degil,Mucize gibi bir formülle kurtulabilir herkes.

iLETİŞİM İÇİN: marandafer@hotmail.com

HAYAL DÜKKANI

Şimdi de hayal satacak

Şimdi de hayal satacak

Boyner yeni kurduğu sitede en pahalısı 115 bin TL’ye akla zarar hayalleri gerçek yapmayı vaad ediyor

Habertürk’ün haberine göre Boyner yeni sitesinde hayalleri gerçekleştirecek. Bu sohbeti başlatan, o gün Boyner Holding’den posta kutuma düşen şu mail’di: “Hayal Dükkânı ile hayallerinizi gerçekleştiriyoruz.” Boyner Holding ve Akbank işbirliğiyle geliştirilen kredi kartı Fish, şimdi de aklından çılgınca fikirler geçip “Neyse parası veririm” diyen, ancak bu fikirleri uygulama şansı bulamayanlara, “Gelin o hayallerinizi birlikte gerçekleştirelim” diyor.

Hayal Dükkânı henüz çok yeni bir site, 6 Eylül’de aktif hale gelmiş. Arkasında DT İç ve Dış Ticaret ile birlikte Akbank ve Boyner Holding’in ortaklaşa çıkardığı Fish Kart var. Fish Kart’a özel yüzde 20 indirimlerin uygulandığı sitede Cem Boyner’in deyimiyle “Akla zarar” şeyler var.

Boyner, “Akbank’ın yaratıcı ekibiyle birlikte insanların hayal bile edemeyeceği şeyleri gerçeğe dönüştürmeyi amaçladık” diyor.

http://www.hayaldukkani.com.tr/default.aspx

11 Eylül 2011 Pazar -
Akşam | EKONOMİ


Bir alıntı ile paylaşıyorum bu konuyu…
> Buradan; öncelikle kanser hastalarını uyarıyorum:
> Sakın ola ki bundan sonra gittiğiniz özel hastanelerde muayene parası, kan tahlili parası, film parası gibi adlar altında para vermeyin.
> Çünkü bu tahliller, filmler, doktor muayenelerinin tümü bedavadır.
> Tekrar ediyorum: Bedava tedavi sadece devlet hastaneleri için geçerli değildir. Özel sağlık kuruluşları da artık para alamazlar.
> Bizzat yaşadığım bir olayı anlatayım: Bir okurum arayarak dedi ki: ‘Eşim meme kanseri tedavisi görüyor. İstanbul’daki ….. isimli hastaneye kontrole götürdük. Çünkü; onkoloğu (kanser doktoru) orada çalışmaya başlamıştı. Burada onkologa muayene oldu ve doktorunun istediği kan tahlillerini bu hastanede yaptırdı: Filmler de orada çakildi. Bu hastane bizden üçte bir oranında dediği 760 YTL para aldı. Halbuki televizyonlarda yer alan haberlerde kanser tedavisinin artık özel hastanelerde de bedava olduğu duyurulmuştu. Bu durumda bize yardımcı olur musunuz?’

> SAĞLIK BAKANLIĞI’NA TEŞEKKÜRLER
> Bu şikayeti doğrudan doğruya Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’a ilettim. Sayın Bakan; hem şaşırdı, hem de üzüldü. Dedi ki: ‘Rıza Bey; 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren hiçbir özel hastane, artık kanser tedavisi gören hastalardan para alamaz. Bu konuyu Başbakanımız özellikle takip ediyor ve çok hassas. Sözünü ettiğiniz hasta, faturaları bize yollasın. Ben hemen emir veriyorum. O hastane hakkında soruşturma açtıracağım ve alınan paraları da hasta sahibine geri verdireceğim.’
> Gerçekten de iki gün içinde o ünlü hastane; hastadan aldığı parayı iade etmek zorunda kaldı.
> Hastaların veya hasta yakınlarının şunu da bilmesi gerekiyor. Bu hastalıkların muayenesi de bedavadır. Yani; hastalar, doktor ücreti de ödemeyecektir. Yukarıda dile getirdiğim şikayette; onkolog (kanser doktoru) tarafından yapılan muayene; hastane tarafından ‘diyabet muayenesi’ gibi gösterilerek 350 YTL alınmıştı. Hastane; bu parayı da geri vermek zorunda kaldı. Sanıyorum ki artık İl Sağlık Müdürlükleri hastaneleri daha ciddi biçimde kontrol edeceklerdir. Çünkü özel hastaneler; Bakanlığın aldığı son bedava tedavi kararının kendilerine gelmediğini ileri sürerek hastaları soymaya devam ediyorlar.
> Buradan Sağlık Bakanı Akdağ’a hastalar adına teşekkür ediyorum. Çünkü; özel hastaneleri daha sıkı kontrol ettireceği sözünü de vermiştir.

> HANGİ HASTALIKLAR BEDAVA TEDAVİ EDİLİYOR
> Sadece kanser hastaları değil; vatandaşın altından kalkamayacağı kadar masraflı olan diğer tedaviler de artüık ücretsiz. Ücretsiz tedavi konusunda Sağlık Bakanlığı’ndan bize verilen bilgi şöyle:
> ‘Sayın Zelyut
> Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa istinaden çıkarılan ve 1 /Ekim/ 2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren en önemli hükümlerden birisi de genel sağlık sigortalısı hastalardan acil ve ciddi sağlık tehtidinin bulunduğu durumlar için sosyal güvenlik kurumu ile sözleşmeli özel sağlık hizmet sunucuları tarafından ilave ücret talep edilmemesidir. Bu durum acil haller için sosyal güvelik kurumuyla sözleşme yapmamış özel sağlık kuruluşları için de geçerlidir. Zaten kamu hastanelerince eskiden olduğu gibi herhangi bir ilave ücret alınmamaktadır. 1/Ekim/2008 tarihinden önce özel sağlık hizmet sunucuları diledikleri kadar ilave ücret alabilmekteydiler. Aşağıda yer alan liste ilave ücre t alınamayacak ciddi sağlık tehditlerinin bulunduğu durumlardır.
> 1) Acil servislerde sunulan sağlık hizmetleri ile acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri,
> 2) Yoğun bakım hizmetleri,
> 3) Yanık tedavisi hizmetleri,
> 4) Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri),
> 5) Yenidoğana verilen sağlık hizmetleri,
> 6) Organ, doku ve hücre nakilleri,
> 7) Doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri,
> 8) Diyaliz tedavileri,
> 9) Kardiyovasküler cerrahi işlemleri

> NE YAPACAKSINIZ?
> Görüldüğü gibi acil servislerde, yoğun bakımda, yanık tedavisinde; kanser tedavisinde, yenidoğanda verilen doğum hizmetlerinde ve doğum anomalilerindeki cerrahi işlemlerde, organ ve doku nakillerinde, diyalizde ve kardiyovasküler cerrahi uygulamalarında vatandaş artık özel hastanelere fark vermeyecektir.
> Eğer sizden bu hastalıkların teşhisi ve tedavisi için para alınmış ise; makbuzunuzla birlikte şikayetçi olacaksınız. Şikayetinizi de bir dilekçe ile Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü’ne yapacaksınız.
> Sağlık Bakanlığı diyor ki: ‘Sağlık Uygulama Tebliğdeki hükme rağmen ilave ücret alınması durumunda Sosyal Güvenklik Kurumu’nca özel sağlık kuruluşuna sözleşme iptali ve para cezaları uygulanacaktır. Sözleşmeye aykırı durumun tespiti açısından, vatandaşımız kendi adına sosyal güvenlik kurumunca özel sağlık kuruşuşlarına ödenen bedellerin dışında her ne ad altında olursa olsun kendi cebinden bir ödeme yapması durumunda, bu ödeme için faturasını detayları ile talep etmelidir. Ayrıca sözleşmeye aykırı durumların tespiti açısından Sosya Güvenlik Kurumunca gerekli denetimler kuşkusuz sürekli yapılacaktır.’Okurlarıma tavsiyem şudur: Bu yazıyı lütfen, bu tür hastası olan insanlara iletin ki bazı açıkgöz hastane işleticilerinin haksız kazançları önlenebilsin

Yazar -Rıza Zelyut

Shangri La Diyeti

Shangri La Diyeti, bu zamana kadar yazılmış en sıra dışı kilo kaybetme kitaplarından biridir. Yazar Seth Roberts, melodrama ya da aldatmaca olmadan radikal fikirlerini sunuyor ve hem çelişkili hem de kafa karıştırıcı bir kilo kaybetme diyetiyle karşımıza çıkıyor. Diyetin kendisinde ekstra hafif zeytin yağı ve şekerli su ya günde bir defa ya da dağıtılmış olarak birkaç defa tüketiliyor. Farklı zamanlarda alınacaksa bir kez alındıktan en az bir saat sonra ve tekrar tüketilmeden en az bir saat önce alınmalı. Bu tatsız kalorilerin tüketimi, ayar noktasını düşürüyor ve böylece kilo azalıyor. İşte bu kadar. Kalori saymak yok. Tarif yok. Yasaklanan ya da kısıtlanan yemek, yemek planı ve bir şeylerden mahrum kalma yok. Shangi-La diyeti, Tsinghua Üniversitesi’nde profesörlük yapan ve UC Berkeley’de psikoloji profesörlüğünden emekli olmuş mucidi Seth Roberts tarafından ünlü bir kitaba çevirildi ve New York Times çok satanları arasına girdi.

En Tuhaf Diyetler

 

http://www.enteresan.com ’dan çalıntıdır.

Morgan Spurlock McDonald’s yemeğinden başka bir şey yemiyordu. Adam Scott ise (en son kızgın genç adam olarak da biliniyor) maymun yemeğinden başka bir şey yemiyor.

Maymun yemeği, maymunlar için hazırlanan topaklanmış besinsel değeri yüksek yemeklerdir. “Belki kilo veririm. Belki süper insan maymun gücü kazanırım. Belki çıldırırım. Belki her şey için çok geçtir.” Belki tüm bunlar diyet takıntılıları için mükemmel cevaptır. Bir sonraki öğünde ne yenileceğini düşünmek yok. Yemekpişirmek yok. Aldığın karbonhidrat ve kaloriyi sayma derdi yok. Raf ömrü ya da alış-veriş derdi de yok. Elbette bazı problemler de çıkmıyor değil. Diyetin beşinci günü Adam ‘tesisatta’ problem olduğunu belirtiyor: “Tuvalet Problemli”. Belki maksimum yüzde 2.5 ham lifin bununla bir ilgisi vardır.

En Tuhaf Diyetler

 

http://www.enteresan.com‘ dan yürütmedir.

Bugünlerde o kadar çok farklı diyet var ki her hafta herkes yeni bir şey deniyor gibi. Bu popüler Hollywood kurabiyesi diyeti yeni trend gibi görünüyor ve pek çok insan bunun işe yaradığını söylüyor.

Dr. Sanford Siegal, dikkatlice hazırlanmış bir tarifle açlığı bastıran bu kurabiyeleri tasarladı. Günde yalnızca bir öğün yiyorsunuz ve o da akşam yemeği. Akşam yemeğinde de 170 gramlık tavuk, hindi ya da deniz ürünüoluyor. Kurabiyeler kahvaltı ya da öğle yemeği için değil ancak açlık hissettiğiniz her an yiyebiliyorsunuz.

Diyetin işe yarayabilmesi için kurabiyelerden günde en az altı adet yemek gerekiyor. Toplamda altı kurabiye artı akşam yemeği 800 kalori ediyor ve diyetin amacı da bu. Kurabiye diyetindeyken hem önerildiği yemek yemeyi hem de günde 8 bardak su içmeyi unutmayın.

En Tuhaf Diyetler

 

http://www.enteresan.com‘ dan yürütmedir.

”BBW porno yıldızı Kim Kelly, eskort Santa Monica’nın tavsiyesi üzerine Erkek Spermi Diyetine (All ‘Man-Juice’ Diet) başlamış. Sperm ve brokoli ile yaptığı dietten 30 gün sonunda 15 kilo vermiş. Günde 3 ila 6 çay kaşığı arası sperm tüketirken ayrıca Kelly diyetini yaptığı egzersiz ve sporlar ile desteklemiş.”

En Tuhaf Diyetler

 

http://www.enteresan.com‘ dan yürütmedir.

All ‘Man-Juice’ Diet

http://zaxya.blogspot.com/2007/05/man-juice-diet-part-2.html

Normal insanlara tavsiye edilmez.Bu diyeti yapmak için kesinlikle ya porno yıldızı yada tam gün full çalışan O…….pu olmak gerekiyor:)

Etiket Bulutu

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.